idgsa seksenliler
11 Mart 2010, Perşembe

idgsa seksenliler

 Anasayfa arrow Haberler, Duyurular arrow Halit Refiğ'in ardından
Ana Menü
Anasayfa
Haberler, Duyurular
İletişim
Üye Girişi
Çevrimiçi Üyeler
12 konuk
Sayaç
392429 Ziyaret
Advertisement
Halit Refiğ'in ardından Yazdır E-Posta
Yazar Egem Uzer   
03 Kasım 2009, Salı

Image 

Dergimiz 32 / Halit Refiğ'in Ardından...Sinema Adamı, Düşünür ve Usta Eğitmen
Derleyen: İbrahim Rakım Ayoğlu

1977 yılında tanıdığım, dört yıl sinema öğrenmek için ağzının içine baktığım, söylediği her kelimede ve sözde bir hikmet aradığım, ve “Yorgun Savaşçı” filminde iki yıla yakın asistanlığını yaptığım mesleki olarak çok şeyler öğrendiğim hocam, ustam Halit Refiğ için bir yazı yazmak durumuyla karşı karşıya kalmanın ne kadar zor bir durum olduğunu siz okuyucularım takdir edersiniz.

Hastalığını öğrendiğim andan itibaren, iyileşmesi için dua ettiğim Hocamı sizlere anlatmak çok zor olacak. Yetmişbeş yıllık hayatına sığdırdığı onca filmi, düşünceyi bulup çıkarmak zor. Bu yazıyı yazabilmek için, yaptığım kaynak taramasında, özellikle Hocamın bir başka öğrencisi olan İbrahim Türk ile yaptığı “Düşlerden Düşüncelere Söyleşiler” kitabından çok şeyi yeni öğrendim. Bizimde bildiğimiz, içinde yaşadığımız bazı olayların onun cephesinden nasıl görüldüğünü okuyup anladık.

13 Ekim 2009 Çarşamba günü Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verdiğimiz Hocamızın ardından, Dergimiz için bu yazıyı yazmam istendiğinde heyecanlandım. Halit Refiğ hakkında yazı yazmak mı? Çok zor. Ne anlatırsak anlatalım, ne yazarsak yazalım hep eksik bir şeyler kalacaktır. Hiç olmazsa tüm eksikliğine rağmen,  bildiğim ve taradığım kaynakçaların ışığında hocamı siz okurlara anlatmaya çalışacağım.
 
Balkan Savaşı sonrası 1913 yılında Selanik'ten göç eden bir ailenin çocuğudur. Babasının işi gereği İzmir'de bulunduğu 5 Mart 1934'de dünyaya gelmiş. Babası, sanayici Refik Efendi'nin dokuz çocuğundan Cemil Refik, annesi ise İstanbul da eczacılık ve fotoğrafçılık yapan Kemal Vamık'ın kızı İsmet Hanım. Dedesinin hayatta olduğu zamanda rahat ve mutlu bir çocukluk dönemini 2.Dünya Savaşı yıllarına kadar yaşamış. Dede, Refik Refiğ'in vefatı sonrası aile içinde meydana gelen miras kavgası ve varlık vergisi  aileyi  çok sarsmış.

Şişli Terakki Lisesi yıllarında  küçük amcası, Ata Refiğ gibi edebiyata, felsefeye ve tarih konularına duyduğu ilgiye rağmen, ailenin baskısı nedeniyle Robert Kolej'in fen bölümünü bitirmiş. Burada çeşitli eğitsel faaliyetlerin içinde bulunmuş. Tiyatro oyunlarının hazırlanmasında sahne gerisinde görevler almış. Bir ara Robert Kolej'in klasik küzik kulübünün başkanlığı görevinde de bulunmuş. Yaz dönemlerinde bazı film stüdyolarında mesleği öğrenme adına bedelsiz çalışmalar yapmış, dil bilmesi nedeniyle İngiltere'ye gitmiş. Burada umduğunu bulama-dığından, sinemaya yönelmeye kesin karar vermiş. Yedek subaylığı sırasında ailesiyle olan ekonomik bağını koparmış. Eskişehir Polatlı'dan Kore'ye irtibat subayı olarak gitmiştir. Kore'deki görevi sırasında Amerikan Pazarlarından bir küçük kamera, projeksiyon ve montaj masası alarak sinema için, ilk gereçleri edinmiştir. Burada çektiği kısa filmlerle 1954-1955 yıllarında Türk Askeri Birliğinin yaşam şartlarını, çevresini, Korelilerin hayatlarından kesitleri kayıt altına almış. Şimdi bu çekilen kısa filmler, MSGSÜ Sinema Televizyon Merkezi arşivinde bulunmaktadır.

1956 yılında Kore'den aldığı kamera, montaj ve projeksiyon makinasını, parasal sıkışıklık nedeniyle satmış. Bir süre askerlik sonrası Zonguldak Maden İşletmelerinde tercüman olarak çalışırken, sinemayla ilgili çeşitli kitaplar okuyup, filmler seyretmiş. Einsenstein, Pudovkin, John Ford bu sıralarda tanıdığı sinemacılar olmuş.
 
1956 yılında, gazeteci,- Hüseyin Ezer'in tavsiyesi ile Akis Dergisi'nde düzenli sinema yazıları yazmaya başlamış. Burada yazdığı üst seviyede sert yazılar nedeniyle dikkatleri üzerine çekmiş. Türk filmleri üzerinde aradığını bulamamış bir kişi olarak sert yazılar yazmaktayken, hayatı boyunca gerçeklik duygusuna en yakın filmler olarak sınıflandırdığı Ö. Lütfi Akad'ın “Kanun Namına” ve “Altı Ölü Var” filmleri hakkında olumlu yazılar yazmıştır. 1956-1957 yıllarında sinema yazıları,  daha sonra Yeni Sabah, Akşam gazetelerinde de yazılar yazdı. Bu nedenle sinemacılarla olan ilişkilerini, özellikle Metin Erksan ile arkadaşlığını ve dostluğunu geliştirmiş.  Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Memduh Ün ile olan tanışıklığı dolayısıyla kendini Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nın “Dağları Delen Ferhat” belgeseli için açtığı senaryo yarışmasının içinde bulmuş. Atıf Yılmaz'ın, “Yaşamak Hakkımdır” filminin senaryosunun hazırlanmasına ve kendisine rejisör yardımcılığı teklifiyle sinemaya doğrudan katılmıştır. Atıf Yılmaz, Metin Erksan ve Memduh Ün ile yaptığı asistanlık çalışmalarından sonra bazı bireysel film yapma girişimleri olmasına rağmen, ilk filmini Memduh Ün'den aldığı film çekme teklifiyle gerçekleştirdi. Şüphesiz ilk film olmanın engellerini taşımış biraz taklit, biraz özenti özelliklerini taşıyan “Yasak Aşk”(1960-61) filminden sonra, manken, hostes ve sekreter olan üç kızın yaşamını, aşklarını anlatan duygusal-komedi filmi: “Seviştiğimiz Günler” (1962) ile Türk Sinemasında rejisör olarak yer alır. Bu filminde İstanbul'un günlük yaşantısını, kalabalığını, caddelerini meydanlarını güzel geri planlarla samimi bir hava içinde anlatır.

'Yasak Aşk' ve 'Seviştiğimiz Günler' filmlerinin ticari başarısızlığından  sonra gişe için bir film denemesine daha girişmiş ve Sadık Şendil'in François Coppée'nin bir romanından uyarladığı “Gençlik Hülyaları” (1962) filmiyle ilk dönemini sona erdirmiş. Bu film, Raj Kapoor'un ünlü 'Avare' filminin beslendiği kaynaktan, piyasa melodramlarının bilinen kalıpları içinde ele alınan bir film olmuş.

Artık bu dönemden sonra, yapacağı filmlerin konularını seçen, seçtiği konuların senaryo çalışmalarını bizzat yapan Halit Refiğ, sinema dilini geliştirmek için, kendi dışında yapılan filmlere daha başka bir gözle bakar olmuş.  Lütfi Akad'ın “Yalnızlar Rıhtımı” Bunuel'in 'Senso' filmleri, eğitiminde daha çok yol almasını sağlamış. “Şafak Bekçileri”(1963) ve “Evcilik Oyunu” filmlerini çekti. “Gurbet Kuşları”(1964) hayatının en önemli çalışmasıydı. Bir Anadolu ailesinin büyük bir şehre gelişini, bu şehirde tutunmasını ve hayal kırıklıklarını anlatır. Her sahnesi, çarpıcı ve göç sorununa eğilen bu film, kendisine Antalya Altın Portakal Film Festivalinde ödül getirmiş. Bu filmler ticari başarıyı da yanında getirir. 'İstanbul'un Kızları', 'Şehrazat', 'Evcilik Oyunu' filmlerinden sonra, Kemal Tahir ile olan yakın ilişkisi ve fikri birlikteliği hayatının en önemli filmlerinden biri olan 'Haremde Dört Kadın' (1964) filmine imza atmasını sağlamış. Bu film, ölçülü anlatımı, gerçekçiliği, zamana uyan atmosferiyle sinema-tografik bir başarı yakalamıştır. Bu sağlam yapı ve çalışma, daha sonra da TRT için yaptığı televizyon dizisi 'Aşk-ı Memnu' (1975)da görülecektir.

Hayatı boyunca gerçeğin peşinde koşan Halit Refiğ, yaptığı bütün çalışmalara bu açıdan bakmış, yazdığı senaryoları ve çektiği filmlere bu açıdan yaklaşmıştır.  Yerelliği sonuna kadar savunurken, girdiği fikri savaşlarda hep  ulusal değerleri savunmuş ve bu görüşlerini 1971 yılında Hareket Yayınları tarafından basılan 'Ulusal Sinema Kavgası' kitabında toplamıştır.

İlk gençlik yıllarında okuduğu, Karl Marks ve Freud öğretileri ve Kemal Tahir ile olan ilişkisi  nedeniyle Türk toplumu, bireyin Batı toplumu karşısındaki duruşuyla ilgilenmiş. Bu düşünce-lerin ışığında 'Bir Türk'e Gönül  Verdim' (1969) filmini yapmış.

1974 yılında İsmail Cem İpekçi'nin  TRT'in başına gelmesiyle, BBC'nin yaptığı klasikler gibi, bizden olan uyarlamaların da televizyona yapılması istendi. Lütfi Akad, Metin Erksan ve Halit Refiğ'e TRT tarafından tekliflerde bulunuldu.  Ömer Lütfi Akad, 'Ömer Seyfettin Hikayeleri', Metin Erksan, 'Beş Hikaye' ve Halit Refiğ 'Aşk-ı Memnu'  TV filmleri ve dizileri çekti. Bu televizyon dizisi Türk Televizyon tarihinde ilk dizi film olma özelliği taşımasının dışında, toplum tarafından en çok ilgi gören ve beğenilen dizi özelliğini de taşımıştır. Bu dizi film, Halit Refiğ'in duygu hayatında da başka bir sayfanın açılmasını sağlar. Filmin bazı piyano sahnelerinde, piyano partisyonlarının çalınma-sında ve  danışmanlık için,  Gülper Savaşçın ile tanışır. Dizi filmin çekimleri bittiği sırasında bu genç hanım Halit Refiğ'in eşi olmuştur. Halen, MSGSÜ'nde Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü başkanıdır. Halit Refiğ, İbrahim Türk ile yaptığı söyleşilerde  ulusal sinema anlayışına en uygun iki filmi olarak Aşk-ı Memnu ve Yorgun Savaşçı filmlerini gösterir.

Halit Refiğ, Aşk-ı Memnu dizisinin başarısından sonra,  Gülper Refiğ ile Amerika'ya gider.  Burada  Wisconsin Üniversitesi  adına, Agust Derleth'in bir hikayesinden öğrencileri ile  “The Intercessors (Arabulucular) adlı orta uzunlukta bir drama filmi çekmiştir. Amerika sonrası Türkiye'ye dönen Halit Refiğ, o zamanlar Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Sinema TV Enstitüsü öğrenim kadrosunda yer alarak sinema için, meslek insanları yetiştirmede önemli rol oynar.

Bir taraftan, mesleki bilgi ve birikimlerini öğrencilerine aktarırken, TRT 1978 yılında Kemal Tahir'in 'Yorgun Savaşçı' kitabından bir televizyon dizisi yapılmasını önermiş. Bu önerinin kabulü, çekim hazırlıklarının T.C. Silahlı Kuvvetlerinin desteği ile yapılması ve sonrası, Türk Kamuoyunu uzunca bir süre meşgul etmiş ve 12 Eylül şartları içinde yakılmasına karar verilmiş ve yakılmış olması, Halit Refiğ'in hayatını 11 Ekim 2009 Pazar günü saat: 08.20 de  İstanbul'da ölünceye kadar etkilemiş ve içini sızlatan bir durum yaratmış.

Bu satırların sahibi olarak o filmin yapım sürecini iyi bildiğim için, sanat eserine ve emeğe gösterilen bu saygısızca tavrın hepimizi etkilediğini sanıyorum. Halit Refiğ, fikir ve gönül bağlılığı içinde olduğu Kemal Tahir, Ahmet Adnan Saygun ve Sedat Hakkı Eldem'i aklının bir köşesinde hep taşımış, ve minnetini de yazdığı senaryolarda, kitaplarda ve filmlerde göstermeye çalışmış, bu yönde tavrını geliştirmiş ve kimselere yaranamamıştır. Kendi isteği ile Ahmet Adnan  Saygun'un kabri yakınına defnedilmiştir.

1984 yılında Amerika Ohio Denison Üniversitesi'nden  aldığı teklifle burada çeşitli eğitim çalışmalarına katılarak  öğrencileri ile , “In the Wildeness” adlı filmini gerçekleştirmiş.

Yurda dönüşünden sonra, olgunluk zamanının filmleri olan; 'Alev Alev', 'Son Darbe', 'Ölüm Yolu'1985, 'Kıskıvrak', 'Teyzem' 'Yarın Ağlayacağım'1986, 'Kızımın Kanı', 'Kurtar Beni' 1987, 'Kızım ve Ben' 1988, 'Hanım' 1989,  'Karılar Koğuşu' 1990, 'İki Yabancı' 1991, 'Zirvedekiler' 1994 (18 Bölüm TV dizisi), 'Sarah ile Musa' (5 bölüm TV dizisi), 'Köpekler Adası' 1996, 'Midas'ın Düşü'1997 (TV filmi), 'Affet Hocam Bizi'1998 (16 bölümlük TV dizisi), 'Gelinlik Kız'(TV filmi) filmlerini yapmış. Bu arada televizyon dizileri için, senaryolar hazırlamış, bunların bir kısmı gerçekleşmiş ya da gerçekleştirilme aşaması öncesi çeşitli nedenlerden dolayı rafa kaldırılmış.

Hayatı boyunca ya film çekmiş, ya senaryo hazırlamış ya da yeni genç kuşak sinemacılarının oluşması için, zaman harcayan Halit Refiğ, kitaplar da yazarak katkıda bulunmuş, gerçek bir entellektüeldir.

Kaynakça: Ulusal Sinema Kavgası: Halit Refiğ 1971, Türk Sinema Tarihi: Giovanni Scognamillo 1987, Düşlerden Düşüncelere: İbrahim Türk (Kabalcı Yayınevi 2001 )
  

 

 
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement

    

1980'li yıllarda İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenci olanların buluşma noktası.