|
 Akademide yabancı hocalarla sanat belleği Bina bilgisi hocamız, Prof. Ataman Demir ile Türkiye'deki sanat hayatının 1928- 1958 yıllarındaki modernleşme sürecinde büyük fikirler edinebildiğimiz araştırması üzerine MSGSÜ rıhtımında söyleştik. Güzel Sanatlar Akademisi'nde yabancı hocalar kitabı 2009'un ilk günlerinde Sanayi-i Nefise Vakfı ve Akbank'ın sponsorluğunda basıldı. Tükenmeden, Akademi ruhunu merak edenlerin, edinmesi gerekli bir bellek bu. “Arşivdeki Belgeler Işığında” böyle bir çalışmanın varlığını 2007 yılında MSGSÜ'de gelenekselleşen açılış dersini Prof. Ataman Demir hocadan dinlerken öğrendim. 
Büyük bir mutlulukla o açılış dersini kaydettim ve Dergimiz'de yayınlayabilmek için izin istedim. Olanca titizliği ile izin şöyle dursun, Ataman hoca bizzat gelerek, olası isimlerde yazım hatalarına dek bizimle ilgilendi. Bizde onikinci sayımız da (Kasım 2007) Dergimizde kısmen yer verdik ve sözleştik. Kitabın basımı sıralarında bizimle sanatta kilometre taşlarını irdeleyecektik. Şu anda okumakta olduğunuz röportaj yapıldığında Ataman hoca ile 52 yıldır hiç ayrılmadığı MSGSÜ rıhtımında iki Karşıyakalı zamanın nasıl geçtiğini bilemeden 1929’lardan 1958’lere Türkiye’deki sanat hareketlerinin şahikası bir okulun modernleşme süreç ve şekillerini paylaştık. Sanırım bu serüveni takip ederken ve de kitabı okurken sizlerde zaman- mekan kavramını bir kenarda unutacaksınız. Öncelikle bu çalışmadan dolayı sonsuz teşekkür borçluyuz size. Neden yabancı hocaları incelediniz? Türkiye'de mimarlık ve sanat eğitiminin gelişmesi ve modernleşmesi, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Avrupa'da egemen olan modern sanatın Türkiye'ye getirilmesi, eğitim kurumlarındaki programların bu yolda reforme edilerek, sanat eğitiminin çağdaş düzeye yükseltilmesinde, Güzel Sanatlar Akademisi (GSA)'da görev alan yabancı hocalar büyük katkıda bulunmuştur. Sanat ve Mimarlık'ta eğitimin modernleştirilmesi sürecine paralel olarak, bu kişilerin aynı zamanda, ortaya koydukları sanat ürünleri ile, Türkiye'nin muhtelif kentlerinde inşa etmiş oldukları binalar, eğitimde yapılan bu köklü değişimin, uygulama alanına yansımaları olarak ayrı bir önem taşımaktadır. Bu hocaların yetiştirdiği genç mimar ve sanatçılar, onların gösterdikleri yolda ilerlemiş, ürünler vermiş ve daha sonraki nesillere hocalık etmişlerdir. Mimarlık ve sanat eğitiminin modernleştirilmesi hareketi, özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında gündeme gelmiş ve 1930'da, o zamanlar Türkiye'de yegane sanat ve mimarlık eğitimi veren okul olan, İstanbul'daki Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Şubesi'nde başlatılan eğitim reformu ile büyük bir ivme kazanmıştır. Bu reform hareketi, nedenleri ve sonuçlarıyla, ülkemizde sanatın gelişmesi sürecinin önemli bir kesimini oluşturmaktadır. Bu süreç içinde yabancı uyruklu mimar ve sanatçılar da reformun başarısında rol sahibidirler. Mimarlık ve sanat eğitiminde yabancı hocaların görev almaları, Sanayi-i Nefise Mektebi adı ile kurulan bir okul olarak resmen açıldığı 1883 yılından başlamaktadır. Sanayi-i Nefise'nin ilk eğitim kadrosunu oluşturan yabancı hocalar arasında Fransız Mösyö Dolger (Hakkaklık Öğretmeni), İstanbul doğumlu Fransız Levanten Alexandre Vallaury (Mimarlık Bölümü Başkanı), Ermeni asıllı Osmanlı olan Osgan Efendi (Heykel Bölümü Başkanı), İtalyan asıllı Salvatore Valeri (Ressam), Polonya asıllı Joseph Warnia Zarzecki (Ressam), yine İtalyan asıllı Guillo Mongeri (Mimar) Türk hocalarla birlikte bir yandan sanat ve mimarlık eğitimini sürdürürlerken diğer yandan sergiler açmış ve başta İstanbul olmak üzere, ülkenin diğer şehirlerinde binalar inşa etmişlerdir. ................ Devamı Dergimiz'de.... |