| istanbul-u-yorum 2009 |
|
|
| Yazar Egem Uzer | |||||||
| 02 Şubat 2009, Pazartesi | |||||||
|
"İSTANBUL-U-YORUM 2009"
Geçmişte olduğu gibi bugün de, hatta yarın da, sanatın her dalında çağdaş ve öncü, nitelikli eğitim anlayışını sürdürerek üstünlük ve kalitesini isim değiştirmenin yanısıra kalıcı değişim ve gelişimle katlayan bir kurumun mezunları olarak kendimizi ayrıcalıklı hissetmekteyiz. Bunun haklı gururu içinde okulumuzun tüm ülkede hatta dünyada ışıldamasının rehberliğinde yola koyulduk. Böylesine köklü bir kurumun mezunları olarak aldığımız sanat eğitimlerinin içinde veya dışında eserler üreterek yine yuvada 30 yıl önceki ruh ve geleneği bulmak umudu ile okulumuzda her yıl yaptığımız sergilerin üçüncüsünü gerçekleştiriyoruz.
Akademinin sanat çalışmaları, uzun yıllar Türkiye'nin nabzını tutuğu sanat hareketlerinin adeta başkenti yaptığı İstanbul'u sarmıştır. Biz 80’li yıllar mezunları da, "2010 Kültür başkenti İstanbul" hedefine bu yıl da ikinci defa sanat yorumlarımız ile ulaşmayı planlıyoruz."istanbul-u-yorum 2009" adlı sergi 16 Mart- 10Nisan tarihleri arasında MSGSÜ Osman Hamdi Bey ve Mimar Sinan Salonlarında izlenebilecek.
Geçen yıl “İstanbul’un yalnızca 2010 yılının kültür başkenti olarak değil, gerçek anlamda tüm zamanların kültür başkenti olduğunu söylemiştik.” Bu söylem ışığında bu yıl da “baykuş”ların 4 medeniyetin beşiği şehirlerini ele alışlarına tanık olacaksınız.
Sanat eserleri sanatçılar arasında adeta okunacak mektuplar şeklindedir. Bizlerinde birbirimize ve tüm dünyaya İstanbul'umuz hakkında anlatacağımız çok sözümüz var. Sizleri de bu açık mektupları birlikte okumaya birlikte çözümlemeye çağırıyoruz. DERGİMİZ 25.SAYIDAN, "İstanbul'un Not Defterinden" İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinin 80'li yıllarda mezunları, 29 yıldır hiç kopmamış olanların önderliğinde buluştular. 800 Akademili dört yıldan beri birlik ve beraberlik içinde www.idgsa80.org isimli sitenin ve Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır 'un'; document.write( '' ); document.write( addy_text64509 ); document.write( '<\/a>' ); //-->\n Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır haberleşmesi sayesinde daha da büyümekte. Birlikte üretmenin ve kollektifliğin hazzı ile sosyal sorumluluk projelerinin en önemlisi olan Dergimiz'i çıkartıyor ve kaynaşmayı, birlikteliği arttırmak adına sergiler düzenliyorlar. Ateşlenen fünyeler yurt dışında, yurtiçinde övgü dolu eleştirilerle alkışlandığı gibi, dünyanın en değerli okulunu, dünya da, birkez daha hatırlıyor ve özenle, gıptayla bu mezunları gözlüyor. Türkiye'de plastik sanatların ve tüm sanat eğitimi dallarının birbuçuk asırdır öncüsü ve ana kaynağı olan mezun oldukları okullarında "yuvada" ilk karma sergiden sonra gelenekselleşen her yılki sergilerinden birisi daha yaklaşmakta... 2010 İstanbul kültür başkentine gönderme yaparken geçen yıl da “İstanbul” un yorumları bağlamında “istanbul-u-yorum” adlı karma sergi MSGSÜ, Mimar Sinan Salonunda yapılmıştı. Pera'da Atilla İlhan Kültür Merkezi'ne ardından da Bindallı Sanat Galerisi'ne taşınan sergi, Mayıs’tan Ağustos’a dek izlendi. Bu yıl da 16 Mart -10 Nisan tarihlerinde Akademi Mezunları ikinci defa istanbul-u -yorumlayacaklar. MSGSÜ Fındıklı’da Osman Hamdi ve Mimar Sinan salonlarında geçen yıllardaki gibi 100'ün üstünde mezun, yaşadığımız bu güzel şehre atıfta bulunacaklar. Üzerinde dört medeniyet barındırmış, binlerce yılın yorgunu olmuş bu güzel şehri, kah överek, kah yererek daha iyi anlatacakları yepyeni bir karma sergi bekliyor bizi... Anlata anlata bitirilemeyecek bir destanlar destanı, bu defada Akademililerin plastik sanatlar dilinde söz alacak... Eminiz ki söylecek çok sözleri olacak. Kah güzel haylaz bir oğlan çocuğuna benzetilen, kah yılların yükünü almış yüksek kaldırımın vücut işçisi yosması edasında... Kah Tophane’nin bıçkın külhanbeyi, kah Beyoğlu’nun Pera’nın o eski klas beyefendisi, belki de Tarlabaşı'nın levanten bir mimarı gibi... Birazda Topkapı'nın, Dolmabahçe'nin, Ortaköy'ün, Yıldız'ın içinden fırlamış bir Osmanlı şehzadesi mağrurluğundan... Güngören'in, Harem'in yorgun hamallarından esinle... Sarayburnu'nda, sarayın hareminden vakitsiz ve istemsiz varislere gebe cariyelerin ayağına taş bağlanarak atıldıkları, ruhlarının birer güzel martı çığlığı ile “bize kıymayın demeleri” gibi efsanelerden...Tüm kentsel dönüşüm içinde hoyratça harcanan hazine arazileri, ormanlar üzerine konuverilen gecekonduların, çarpık kentleşmenin feryatlarını duyumsamaktan... Bizansın Hipodromu, Osmanlının Atmeydanı, günümüzün Sultanahmet meydanını incelemekten... Tarihsel dönemlerin katmanlarını görebileceğiniz Sfendon'u ayağa kaldırmanın yollarını aramaktan... O güzelim boğaz vapurlarının ardından ya da "yeter artık yeni cami traşı, ayağa kalkın efendiler" diyen Nazım'ın Eminönü’nden geçerken... Dert içinde derman arayan Çapalının hastane koridorunda bekleyişinden... Şehrin çılgın gecelere akan caddesinden...Yaz şarkıları fısıldayan Dragos’undan, ormanları talan olmuş Beykoz, Kavacık sırtlarından dem vuracaklar. Aşiyan yollarından seslenenleri duyuracaklar... Tevfik Fikret’in, Orhan Veli’nin, Ümit Yaşar'ın, Atilla İlhan'ın sözlerindeki özlemi coşkuyu resmedecekler...Sarıyer'den, Adalar'a, Boğaziçi'nden, Kavaklar'a rakı-balığın en güzelini hatırlatacaklar... Biz bu güzel şehri ne kadar anlatsak yetmez. Ama, Athenanın sembolü, güzel sanatların amblemi, gözünden gökkuşağının yedi rengi geçen harabeler, tarihi anıtlar bekçisi, gece gören "Baykuşun"un gözlemleri ile daha da çok seveceksiniz. Hep birlikte elele vererek eserlerindeki mesajları okuyup, çözüp silkeleneceksiniz. Çünkü "bu memleket bizim" ... Bu yine Akademililer eli ile derlenen yazı dizisinde zaman zaman bir İstanbul aşığı Sunay Akın'dan alıntılara yer vereceğiz. Yine Akademililerden Haldun Hürel, Erkmen Senan, Refik Tiniş, Ali Tekin Çam, Hakan Kürklü yazı ve fotoğrafları ile kapısı çalınmadık semt, üstü eşelenmedik efsane bırakmamak arzusundayız. | |||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









