|
Akademililer Lüksemburg'da 3-21 Eylül 2008 tarihleri arasında Lüksemburg'da Galeri Beim Engel'de "luxARTist" isimli karma sergi düzenlenmiştir. Sergiye (idgsa80)MSGSÜ mezunlarından 6 Türk , 5 Lüksemburg'lu sanatçı katılmıştır. Sergiye, Tuğrul Selçuk (heykel), Hakan Kürklü (fotoğraf), Sevgi Yıldızlı (fotograf), Murat Kürüz (yağlı boya), Ferhan Tunçer (fotografik), Günseli Toker (yağlı boya) , Marc Detail (fotograf), Anne Marie Griemler (yağlı boya) , Jang Meis (heykel), Remo Rafelli (fotograf), Rol Steimes (yağlı boya) eserleriyle katılmışlardır.
 Türk ve Lüksemburg'lu sanatçıların karşılıklı dostluk, kültür ve sanat dayanışması olarak düzenlenen bu sergiye Lüksemburg’ta bulunan Türk Büyükelçiliği büyük ilgi ve destek göstermiştir. Lüksemburg Türk Kültür Derneği'nin sponsorluğunda gerçekleşen serginin önümüzdeki yıllarda da tekrarı düşünülmektedir.  Lüksemburg Kültür Bakanlığı'nın desteğini de alan sergi, Lüksemburg basını ve televizyonunda da ilgi görmüş, sanat ajanslarında ve kültür sayfalarında olumlu yazılarla sergiye dikkat çekilerek destek verilmiştir. Lüksemburg nüfusuna göre iyi bir izleyici sayısına ulaşan sergi olumlu izlenimlerle kapanmıştır.

Lüksemburg basınında çıkan sergi yorumlarından biri: Galeri Beim Engel'de izlenen serginin bir çok özelliği var. Çok farklı bakış açıları olan 6 Türk, 5 Luksemburg'lu sanatçı kendine özgü çalışmalarını ortaya koymuşlar. Dışavurumcu fotograftan içsel harekete kadar ve peysajdan, renkli resimelere kadar gözalıcı zıtlıklarla dolu eserler sunuyorlar.  Çok yönlü sanatı buluyoruz bu sergide. Yeri geliyor, Murat Kürüz'ün karikatüre yakın ironik ve sonsuz haz veren kedileri insan davranışını taklit ediyorlar, yeri geliyor analitik konseptuel sanatı buluyoruz. Tuğrul Selçuk’un enstelasyonunda olduğu gibi. Yuvarlak formlardan çıkan saplar, topraktan çıkan filizlere benziyor. Tuğrul Selçuk şöyle bir fikir geliştirmiş; “Genetiği değiştirilmiş bu organik tohumları (gdo), bilimadamları iyi niyetlerle geliştirse bile güvenliği için iyi bir araştırma yapılmayınca o değişimler, melanetler halinde önümüze geliyor. Bu konunun altını çizebilmek ve hiç olmazsa toplumsal tepkiyi harekete geçirecek ve bireysel bilgilenmeye neden olsun diye bu, bir dizi gdo çalışmalarını yapmış. Organik objeler yerin altından, insanlığa yararı tartışılan bir durumda çıkıyor. Tohumlar, gdo serisinde, parlak kırmızı yada yeşillerle açılan kapalı soganlar hayata patlatıyor. Enstelasyonda dikkat çeken dikenli tel ve tahtadan olan ekspresif formlar, hayatın özünü temsil eden semboller adeta neşeli bir freskin içinde izleniyorlar.
Ferhan Tuncer’in floresanlı fotoğraflarına bakarken bu grafikerin gerçekten çok harika imajlar yaratmış olduğunu görüyoruz. Esere bakış mesafesi değiştikçe, virtiöz bir imajla karşılaşıyoruz. Eserler, izleyiciyi takip ediyor ve her defasında yeni perspektifler sunuyor. Güzel bir çiçeğe, siyah balinayı çevreleyen martılara ve egzotik peyzajın derinliklerine hayat veriyor. Günseli Toker’in “night club” sahneleri ortamı ısıtıyor. Resimdeki mavi renkler gece hayatının ekspresif karanlığında samimi olduğu kadar saygısız yanı da vurguluyor. Sevgi Yıldızlı’nın fotoğraflarında şiirsel olsa bile ışık çok çalışılmış. Bir renk festivali gibi olan “Lonely Boat” ve “Flight of Fincy” ye bayıldık. Murat Küruz’un mizahi kedileri, farklı ifadelerdeki pozları ile sirk sahnelerinde adeta insan komedisi oynuyorlar. Hakan Kürklü’nün eserleri analitik ve kompoze olmuş, küçük panoları basarılı, sihirli bir tekrar oluşturuyor. Yeni yetenekler keşfetmeye davet eden çok yönlü bir sergi. Yalnız çok fazla entelektuel dağılımdan ve farklı artistlerin aynı konuda birleşmemesinden dolayı dağınık bir sergi. Bu yinede güzel eserleri izlememize mani değil.
|