idgsa seksenliler
21 Kasım 2008, Cuma

idgsa seksenliler

 Anasayfa arrow Haberler, Duyurular arrow 'Tohumlar soykırıma uğruyor!'
Ana Menü
Anasayfa
Haberler, Duyurular
İletişim
Üye Girişi
Çevrimiçi Üyeler
1 konuk
Sayaç
259261 Ziyaret
Advertisement
'Tohumlar soykırıma uğruyor!' Yazdır E-Posta
Yazar Hakan Kürklü   
16 Ekim 2006, Pazartesi

Image

Tuğrul Selçuk, Galeri Apel'deki ikinci kişisel sergisinde 'Genetiği değiştirilmiş organizmalar'a (GDO) odaklanıyor. Başta soya ve mısır olmak üzere neredeyse tüm tarım ürünlerinde kullanılmaya başlanan GDO'lu tohumlar, ürünlere yüksek dayanma şartları sağlarken sayısız yan etkileri de beraberinde getiriyor. Piyasadaki çoğu ürün bu tohumlarla üretilmesine rağmen içerik listesinde buna yer verilmiyor. Avrupa'da bu konuya ilişkin çeşitli önlemler alınmaya başlanmış ama Türkiye'de herhangi bir çalışma yok. Nitekim sergiyi ziyaret edenlerin çoğu Selçuk'a bu konuyla ilk kez yüz yüze geldiklerini söylemişler. Sanatsal pratiğini 'bilinmeyeni görünür kılma' yolunda konuşlandıran Selçuk, milenyum savaşlarının sanıldığının aksine enerji nedeniyle değil kaliteli ve sağlıklı tarımsal üretimin azalmasıyla olacağını söylüyor.
Hem GDO meselesini daha yakından öğrenebilmek hem de ironik göndermelerde bulunan sergisini konuşmak için kendisiyle bir söyleşi yaptık.

Serginizin kavramsal çerçevesinden bahseder misiniz?
Genetiği değiştirilmiş organizmalar; bilim adamlarının iyi niyetleriyle başlanmış ancak araştırmaların sonuçlandırılma süreçleri yeterince testlerden geçirilmeden güvenlik ve yan etkileri bakımından kesin bulgulara ulaşılmadan kullanıma sürülmüş, insan eliyle yaratılmış bir melanetler dizisidir. İnsanın seçme ve kullanma hakkına saygı gösterilmeden piyasaya sunulan GDO'lu ürünler, genetik değişimin bilinen sonuçları bakımından vahametini korumaktadır. Domatese soğuk deniz balıklarının geninin aktarılması veya mısıra karides geni katmanın her hangi bir 'şüphe' uyandırmaması mümkün mü? Sanatçı ve insan duyarlılığımın bana yüklediği sorumluluğun 'bireysel tepkisi' olarak bu sergiyi yaptım. İstedim ki bu tepki toplumsal bir tepkiyi harekete geçirecek bireysel bilgilenmeye neden olsun.
Bildiğim kadarıyla elimizde şu an GDO tohum nedeniyle sonuçlanmış bir hastalık ya da ölüm yok. Meseleyi bu noktaya gelmeden önce mi görünür kılmak istediniz?
Doğru; ama birtakım hastalıkların ana kaynağı ve insan dolaşım ve bağışıklık sisteminin çökmesinde de başlıca neden olarak görülüyor. Benim burada üstünde önemle durduğum ise GDO'lu tohumların bir kez dikilebilmesi yani ekilen üründen bir sonraki dikime tohum alınamaması ve GDO'lu tohum ve ürünlerin gen kaçışı yoluyla 'kültür tohumlarının' genetik yapısını bozarak yok etmesi. Tohum konusunda dışarıya bağımlı hale geleceğimizi; İsrailli ya da Hollandalı GDO üreticilerinin inisiyatifine kalacağımızı düşünüp ürperiyorum. GDO'ların ölüm ve hastalık sonuçlarından daha az önemlidir diyebilir miyiz 'tohumlarımızın soykırıma uğratılması' konusunu?
Kullandığınız malzemeden bahseder misiniz?
Kullandığım ana malzeme 'metal'dir. Ağırlıklı olarak alüminyumun yanı sıra ahşap ve dikenli tel de kullandım. Bir kısım işimde de cam ve boya tamamlayıcı unsur olarak vardır.
Malzemeyle içeriğinizi hem gerçekçi hem de gerçeküstücü bir platformda buluşturuyorsunuz. Bu sizin bilinçli bir seçiminiz mi?
Bilgilenme sürecinde tasarımlarım ve seçtiğim 'tohum' formu için ayrı bir eskiz maket ve malzeme araştırması yaptım. Biçimler ortaya çıkmaya başladığında bu sergi ve yüklendiği düşünceyi taşıyacak ve tanımlayacak malzemenin 'Batı'yı temsil eden gri parlak ve soğuk bir metal olması gerektiğine karar verdim. Batının istediği ve dikte ettirdiği üretim istemini de hepsi aynı ölçüde tohum biçimleriyle karşıladım. Ahşap ve dikenli teli bir arada kullandığım işlerim doğal gibi sunulan ancak içinden çıkan 'şeyin' acıtan ve tehlikeli yönünü vurgularken geçmiş sergime de malzeme kullanımı açısından bir gönderme içeriyor. Hiçbir işimde tesadüf yoktur. Uzun eskiz ve araştırmalarla ortaya çıkarttığım biçimlerimi artistik ve plastik endişelerimi göz ardı etmeden malzemeyle buluşurum.
Sanatçının toplumsal olaylarda bir söylem oluşturma rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sanatın bugün geldiği noktada ortak bir sanat tanımının yapılamaması, izleyiciyi genel sanat izleyicisi olmaktan bazı sanat ve sanatçıyı izleme seçiciliğine götürdü. Bu seçim de sanatçının dar bir alanda kendini ifade etmesine neden oluyor. Bu ifade biçimi toplumsal ya da bireysel olaylara; aldığı eğitim, bilgi birikimi ve donanımları doğrultusunda bakışını ve üretmesini sağlar. Toplumsal olaylara karşı bir duruş sergilemek sanatçının tercihidir.

Ernur Ercan / Radikal

 

 
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement

    

1980'li yıllarda İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenci olanların buluşma noktası.