|
Yazar Hakan Kürklü
|
|
16 Ekim 2006, Pazartesi |
|

Tuğrul Selçuk, Galeri Apel'deki ikinci kişisel sergisinde 'Genetiği değiştirilmiş organizmalar'a (GDO) odaklanıyor. Başta soya ve mısır olmak üzere neredeyse tüm tarım ürünlerinde kullanılmaya başlanan GDO'lu tohumlar, ürünlere yüksek dayanma şartları sağlarken sayısız yan etkileri de beraberinde getiriyor. Piyasadaki çoğu ürün bu tohumlarla üretilmesine rağmen içerik listesinde buna yer verilmiyor. Avrupa'da bu konuya ilişkin çeşitli önlemler alınmaya başlanmış ama Türkiye'de herhangi bir çalışma yok. Nitekim sergiyi ziyaret edenlerin çoğu Selçuk'a bu konuyla ilk kez yüz yüze geldiklerini söylemişler. Sanatsal pratiğini 'bilinmeyeni görünür kılma' yolunda konuşlandıran Selçuk, milenyum savaşlarının sanıldığının aksine enerji nedeniyle değil kaliteli ve sağlıklı tarımsal üretimin azalmasıyla olacağını söylüyor. Hem GDO meselesini daha yakından öğrenebilmek hem de ironik göndermelerde bulunan sergisini konuşmak için kendisiyle bir söyleşi yaptık. | | |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar Hakan Kürklü
|
|
16 Ekim 2006, Pazartesi |
|

Çetin Özer'in fotoğrafları ve söyleşisi Kasım 2006 Fotograf dergisinde yayınlandı. | | |
|
|
Yazar Hakan Kürklü
|
|
13 Ekim 2006, Cuma |
|

Toplantının detaylı fotoğraflarını "Galeri - Aktiviteler" bölümünde bulabilirsiniz! | | |
|
|
Yazar Ümit Altun
|
|
21 Eylül 2006, Perşembe |
|

İstanbul’un bir dönemine tanıklık etmek amacıyla objektiflerini İstanbul’un renklerine doğrultan Hakan Kürklü ve Yılmaz Bulut, sergide “İstanbul’un farklı renklerini” bu şehrin insanları ile buluşturmayı amaçlıyor. Geniş tanımlarıyla antik, ortaçağ kenti, ya da ticaret, iletişim ya da üniversite kenti gibi de tanımlanabilen kentler içinde İstanbul, birçok tanımdan izleri içinde barındırıyor. Bu özelliği ile İstanbul, küreselleşen dünyadaki yeni konumunun ve rolü içinde sürekli değişen ve değişimi önlenemeyen, rengarenk bir şehir görünümü sunuyor. Bu değişim ve dönüşüm içindeki İstanbul’un bir dönemine tanıklık etmek amacıyla, Beko Sponsorluğunda gerçekleşen ve geliri Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışlanacak olan Renkistan.bul sergisinin açılış davetine katılımlarınızdan mutluluk duyacağız. Açılış Daveti : 30 Eylül 2006 / Cumartesi Saat : 15:00 Yer : Beyoğlu Fotoğrafevi – Koç Allianz Galerisi, Galatasaray Meydanı – İstiklal Caddesi Tütüncü Çıkmazı No:4 Beyoğlu
| | |
|
|
Yazar Hakan Kürklü
|
|
19 Eylül 2006, Salı |
|
Eskiden yaptığın, şimdi ayıp kaçacak bir şeyi şimdi denesene. Ne olur? Rezil mi olursun? Olan o olsun. Gençleşirsin ama. Bir kereliğine... Arabasına yaslanmış, sükûnet içinde sodasını içen, hafifçe de hayattan bezmiş bir vaziyette genç adam ekranda görünür. O esnada oradan geçmekte olan bir her dem neşe adam, belli ki bir eski arkadaş seslenir:"Hey! Beni hatırlamadın mı?"Dalından koparılmış ham meyve, bıkkın adam, hatırlar, hatıralar ekranda canlanır:80'lerin estetik felaketi saçlarıyla iki arkadaş motosikleti çalıştıramamaktadır. Ardından başka bir gençlik hatırası daha geliverir. Bu kez otostop yapmaktadırlar ve kamyonet onları almadan kaçmaktadır. Başka bir anıda iki manyak olarak karşı takımın holiganlarına meydan okuyup sonra topuklayıp kaçmaktadırlar. Hemen arkasından kimsenin onlarla ilgilenmediği bir partide sıkılmaktadırlar. Ve falan ve filan...
Rezillik yani, bildiğiniz gençlik rezillikleri... Genç bezgin, hatırlar ve arabasına atlayıp acilen karşılaşma noktasından sıvışır. Reklam sesi sorar:"O günlere dönmek istediğinizden emin misiniz?"Gençlikten uzaklaşma. Demeye getiriyor ki, "Artık o gençlik geride kaldı cicim! Artık arabanda, 'koca adam' kılığında, ikinci viteste ilerlemelisin. Bundan böyle delibaş hadiselere girişmek için yavrucuğum, rezil olmak için şekerim, sen fazla 'yetişkinsin'!"
Bunu bir araba reklamı söylüyor bugünlerde televizyonda. Reklamlar, "belli bir yaştan" sonra artık "prezentabl" arkadaşlara ihtiyacımız olduğunu, yaş haddinden dolayı bu arkadaşın da şık bir araba olduğunu söylüyor. Ne yani, otuzunu geçince insanın beraber serseriliğe çıkacağı bir arkadaşı arabası mı kalıyor? Ya da arabası olmayanlar, gençliğinden yayan mı uzaklaşıyor?
| | |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar Hakan Kürklü
|
|
19 Eylül 2006, Salı |
|
Bana gönderilen kitapların hepsini okuma olanağım ne yazık ki yok. Bu yüzden bazılarını gazetedeki arkadaşlarıma veriyorum ki, içlerinde ilginç bir şey varsa haberimiz olsun..Geçen gün masamın üzerinde biriken kitapları ayıklarken bir tanesini tesadüfen kapımın önünden geçen bir muhabir arkadaşıma uzattım. Adı "Hayatınızı değiştirecek öyküler!"... Kitabın üzerinde şöyle bir not da yazılıydı: "Bir şey yapmıyorum da ne demek, yaşıyorsun ya?"Kitabın adını okuyan arkadaşım şöyle dedi: "Bu saatten sonra hayatım değişse ne olur?" Birisi yaşamındaki herhangi bir konuyla ilgili olarak söze "bu saatten sonra.." diye başlıyorsa işin içine mutlaka hayata yeniden başlamaya "engel" oluşturacağını düşündüğü yaşı giriyordur.'Bu saatten sonra' denince.. Bilebildiğim kadarıyla arkadaşımın böyle bir sorunu olması için daha çok yılların geçmesi gerekiyor ama bir kadının ağzından "bu saatten sonra hayatım değişse ne olur" sözünü duymak insana ister istemez "yaş sorununu" çağrıştırıyor.
| | |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar Hakan Kürklü
|
|
19 Eylül 2006, Salı |
|
Ya şu an yaşamakta olduğunuz hayat, herhangi bir nedenle çuvallarsa, ufalanıp elde dağılırsa... Düşündünüz mü? Ne yapacağınızı planladınız mı? Bazen, o büyük binalara, bütün bu işyerlerine neden tıkıştığınızı unutabilir, hatta unuttuğunuzun farkında olmazsınız. Bazen bunun farkına varmak katlanılamaz bir acı vereceği için bilinçli olarak unutmuş gibi yapabilirsiniz. Bazen de kendinize kazandığınız parayı, başarılı olduğunuzu tekrar ede ede, bu tıkışmaya değdiğine ikna olmaya çalışırsınız. Ama er ya da geç bir gün, bir yerde mutlaka tek bir ömrünüz olduğu gelir aklınıza.
Bir anda her şeyi bırakabilirsiniz bile. Ve sonra kafeste çok uzun kalmış tavuklar gibi olursunuz; tıkıştığınız binalardan çıkıverince popo üstü oturursunuz. Ezber bozulur, cümle dağılır. İşte o zaman insana bir 'B planı' gelir. | | |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar Hakan Kürklü
|
|
14 Eylül 2006, Perşembe |
|

İstanbul Design Week 2006 (idw 06) organizasyonu bu yıl Hürriyet gazetesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve dDf'in ortaklığında 12-17 Eylül tarihleri arasında gerçekleşiyor. Endüstriyel tasarımdan moda tasarımına, görsel iletişim tasarımından, çevre tasarımına, dijital – teknoloji tasarımından yemek tasarımına kadar, Eski Galata Köprüsü merkez olmak üzere tasarımın farklı disiplinlerinden kente yayılacak artistlik bir enerjinin sergileneceği bir platform sunuyor. Geçen yıl gerçekleşen etkinlik temalarıyla birlikte, bu yıl idw 06 'Design Park' projesiyle Türkiye'nin ilk tematik tasarım parkının temellerini atıyor. Ayrıca ID ve Frame gibi tasarım dünyasının nabzını tutan tanınmış yurt dışı tasarım dergilerin de tasarım haftasına katılmasıyla, idw 06 dünya tasarım çevrelerinin dikkatini 1 hafta süreyle İstanbul'a odaklayacak. | | |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar Egem Uzer
|
|
08 Eylül 2006, Cuma |
|
Albert Gabriel (1883 -1972) Ressam, Mimar, Arkeolog, Gezgin
 Yapı Kredi Kültür Merkezi Kazım Taşkent Galerisi, Albert Gabriel 1883-1972) : Ressam, Mimar, Arkeolog, Gezgin başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.Yapı Kredi Kültür Merkezi, Ulusal Sanat Tarihi Enstitüsü (Institut National d’histoire de l’Art) ile Fransız Anodolu Araştırmaları Enstitüsü (Institut Français d’Etudes Anatoliennes) işbirliğiyle gerçekleştirilen ve 15 eylül -11 kasım tarihleri arasında ziyareet edilebilecek sergi, uzun yıllar ülkemizde yaşayan ve yeri doldurulamaz pek çok çalışmaya imza atan mimar-arkeolog Albert Gabriel’i yeniden gündeme getiriyor.  | | |
|
Devamı...
|
|
|