idgsa seksenliler
06 Ocak 2009, Salı

idgsa seksenliler

 Anasayfa arrow Haberler, Duyurular
Ana Menü
Anasayfa
Haberler, Duyurular
İletişim
Üye Girişi
Çevrimiçi Üyeler
Sayaç
271168 Ziyaret
Advertisement
Haberler, Duyurular
Bu hafta bulusacagımız sergiler
Yazar Egem Uzer   
04 Eylül 2007, Salı

Image 

Sevgili arkadaşımız Çetin Özer'in Moda Deniz Klubunde 4 Eylul (bu gun) saat 19 00 da "Bir Deniz Masalı" adlı fotoğraf sergisi açılıyor.Hepimiz davetliyiz.Sergi 17 Eylüle dek sürecek....

Image 

MSGSÜ Seramik ve Cam tasarımı bölümü Kültür Mekezimiz Tophane-i Amire'de "Türk Seramik Sanatı" adlı sergiyi 6 Eylül Perşembe günü  saat 18 30 da Rektörümüz  Prof.Rahmi Aksungur'un açıyor. Sergi, 30 Eylül'e dek her gün saat 10 00 ile 17 00 arası izlenebilecek.

 
"III. idgsa80'ler Boğaz Buluşması" gerçekleştirildi!
Yazar Hakan Kürklü   
28 Ağustos 2007, Salı

Image
Gecenin fotoğraflarını "Aktiviteler" bölümünde bulabilirsiniz.

 
idgsa seksenliler
Yazar Egem Uzer   
17 Ağustos 2007, Cuma

Sevgili Arkadaşlar.
Biliyorsunuz gurubumuz kurulduğu günden itibaren, okulumuzun baykuş logosunu logo olarak kullanıyorduk.Evet baykuş bizim simgemizdi ama logo okulundu.
Bizim özgün bir logomuz yoktu.
Seksenli yıllarda İDGSA'da okumuş olanların buluşma noktası olan grubumuzun kendine ait bir logosu olması düşüncesiyle sevgili reklamcı arkadaşımız Tuğrul Süer, İDGSA SEKSENLİLER logosu hazırladı
Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

 

 
Samih Rifat
Yazar Egem Uzer   
08 Ağustos 2007, Çarşamba

Image 

Çok yönlü bir entelektüelin ardından.   Çevirmen, denemeci, fotoğrafçı, mimar Samih Rifat  04/08/2007 de öldü... Türkiye'de sanat dünyasının en çok üreten çok yönlü ve hayat dolu kişiliklerinden biri idi Samih Rifat, Rene Char, Prevet ve Kavafis'i Türkçeye çevirmişti. İki yıldır boğuştuğu kansere yenildi.Türk şiirinin ilk devrimci hareketi sayılan 'Garip hareketi'ni başlatan isimlerden Oktay Rifat'ın oğlu olan Samih Rifat, 1945'te Ankara'da doğdu. Şair ve dilci Samih Rifat dedesi Atatürk'ün emri ile Türk Dil Kurumu Müdürü olmuştu, şair Nâzım Hikmet babasının teyze oğlu, Türk solunun önemli isimlerinden Mehmet Ali Aybar ise babasının kardeş torunuydu. Saint-Benoit Lisesi'nin ardından 1970'te İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitiren Samih Rifat, 1970-86 yılları arasında çeşitli devlet kurumlarında restoratör olarak çalışmıştı. Üniversite de çeviriye yönelen Samih Rifat; ilk çevirilerini 80'li yıllarda Yazko Çeviri dergisinde yayımladı. Rene Char, Jacques Prevert, Andre Verdet, Jean Follain, Paul Valery, Kavafis, Le Corbusier gibi ozan/yazarlardan çeviriler yapan Samih Rifat, daha sonra reklam sektörüne geçti; fotoğrafçılık, belgesel film ve reklam filmi yönetmenliği ile reklam yazarlığı gibi işler yaptı. Bu renkli kişilikle Metin yazarı ve düzeltmen olarak çalıştığı Ajans Letra'dan tanışmıştık. Mesai arkadaşlığının yanı sıra , enerji dolu, neşeli, zeka fışkıran esprileri ile bizlerde unutulmaz izler bırakırken yapıcı, alicenap ve entellektüel hali ile hep hatırlanırlanacak iyi bir dosttu da.Bir dönem Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ta danışman olarak çalışan Samih Rifat, son olarak kuruluşlarından bu yana Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ve Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın baş danışmanlığını yapıyordu., 2000'li yıllarda Koç Kültür Sanat bünyesindeki K Kitaplığı ve sadece beş sayı çıkan Aries dergisinde yayın yönetmeni olarak çalışmıştı. İlk yazısı 1978'de Cumhuriyet gazetesinde çıkan Rifat'in birçok deneme ve çevirisi Sanat Dünyamız, Kitap-lık ve P gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştı.

'Herakleitos (Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi)' (YKY) adlı inceleme, 'Ada' (Sel Yay.) adlı bir anı kitabı bulunan Rifat'ın Türkçeye kazandırdığı onlarca kitap arasında Amin Maalouf'un 'Yüzüncü Ad' (YKY), Mayakovski'nin 'Ne Var Ne Yok' (Sel), Seferis'in 'Kapadokya Kaya Kiliselerinde Üç Gün' (YKY), Rene Char'in 'Seçme Şiirler' (Ada) ve Paul Valery'nin 'İmge ve Sanrı'sı (Harf) da yer alıyordu.

Mehmet Ali Aybar'ın kızı Güllü Aybar'ın deyimiyle gerçek bir entelektüeldi.

Image
Devamı...
 
Tuğrul Selcuk ile 8000 yıllık bir felsefe
Yazar Egem Uzer   
08 Ağustos 2007, Çarşamba
HAVA, SU ve TOPRAĞA DAİR  Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen, 2004 yılı başlarında, Türkiye ile AB üyeleri arasında önemli kültür farkı bulunmadığını şu örnekle dile getirmişti: "Brüksel'deki ofisin koridorlarını Türk sanatçıların tabloları, heykelleriyle donattık. Bunlara bakıldığında, öyle ileri sürüldüğü gibi ciddi bir kültür farkı olmadığı açıkça görülüyor." Verheugen'in eserlerinden övgüyle söz ettiği Türk sanatçılardan biri de heykeltıraş Tuğrul Selçuk'tu. İdgsa80, yani seksenli yıllarda akademiden mezun arkadaşımızla övünürken hem kıvanç, hem bilgi ve genel kültür katıyoruz dağarcığımıza.  Bir sanat adamı düşünün, ortalama bir insan ömrünün neredeyse üçte biri kadar süren bir dönemde bir konuyu araştırıyor ve bunu o denli değişik bir üslupla sunuyor ki…İzleyenleri görsel olarak büyülerken anlattığı hikaye ve  felsefe yüzyıllara sığamıyor.

 Image

Yaşamın simgesi nedir?Hayat Ağacı, insanlık tarihinin çeşitli dönemlerinde en fazla kullanılan simgesel temadır. Çeşitli toplumların mitolojilerinde sözü geçen ağaç kimi zaman yaşamı, kimi zaman da evreni betimlemek için kullanılır. Birbiriyle ilişkisizmiş gibi görünen birçok toplumun ortak paydasıdır ağaç motifi. Fransa'da meşe, Almanya'da ıhlamur, İskandinavya'da dişbudak, Lübnan'da sedir, Hindistan'da banyan, Sibirya'da kayın, Türk kültüründe ise servi ağacının özel bir yeri vardır. Çünkü ağaçlar kökleri ile yeraltında, gövdesi ile yeryüzünde ve ışığa yönelen yaprakları ile gökyüzündedir, yani evrenin üç katını birleştirir. Büyümek için güneşe ihtiyaç duyan ağaçların sürekli gökyüzüne doğru olan yükselişleri de mistik bir anlam taşır.

Yaşamı en iyi simgeleyen de ağaçlardır. İlkbaharda çiçek açmaları, meyve vermeleri doğumu, sonbahardaki yaprak dökümü ise yaşamın sona erişini çağrıştırır. Aynı zamanda bu durum evrenin ve yaşamın kesintisiz devamlılığını da akla getirir.

ImageTam 22 yıllık bir araştırma sonucu 2004 yılının kış aylarında Galeri Apel de Tuğrul Selçuk'un 'Hayat Ağacı' başlıklı sergisini izlemiştik. Pek çok ünlü kişinin koleksiyonunda baş köşeyi çoktan almış bu eşsiz felsefenin simgesi eserlerden  birer birer fotoğrafları kaldı,yadigar.Metal, masif ağaç, deri, parlaklık, konservativlik, marka merakı, para tutkusu, fetişist imgeler,Değişim, içindeki özlerde saklı sırlar…Aynı insanlar gibi.Her servi bir insanı ve de yaşam biçimini simgeliyor. Ama öğlesine güzel bir ifade ediliş ki insanın kendi hayat ağacını “servi”sini seçesi geliyor. Acaba doğru tanıyabiliyormuyuz kendimizi. Image

Image

Devamı...
 
Çetin Özer'le "Bir Deniz Masalı"
Yazar Egem Uzer   
07 Ağustos 2007, Salı

Image

Çetin Özer’le Fotoğrafçılık Ve “Bir Deniz Masalı” üzerine söyleşi..
Merhaba Çetin, biz seni İDGSA-80 Grubu’ndan tanıyoruz ama okurlarımız için bize kendini   tanıtır mısın biraz? 1956 İstanbul doğumluyum. Lise’yi Kültür Koleji’nde bitirdim. Ben biraz geç Akademi’li
sayılırım. Liseden sonra İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nün Sosyal Bilgiler Bölümü’nü bitirdim, derken dört ay askerlik ve nihayet 1984’te önünden geçerken gıptayla baktığım okulumuza sıra gelebildi. Artık adı Mimar Sinan Üniversitesi olmuştu ama olsun kendi aramızda  “Akademi” diyorduk biz,  ki hâlâ öyledir öğrenciler arasında.. Neyse 1984’de girdiğim Fotoğraf Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldum. Fakat okulu, bahçeyi, kantini ve şimdi hatırlamadığım daha bir çok şeyi o kadar çok sevmiştim ki Yüksek Lisans  biraz uzun sürdü.  “Fotoğrafın İlk Örnekleri ve Güneş Baskıları” adlı tezimi 1992’de  tamamlayabildim. Fotoğrafçılık okulla mı başladı yoksa daha öncesi de var mı? Okul çok sonra, fotoğraf hep vardı hayatımda.. Hatta gözlerimi karanlık odada açtım diyebilirim.  Rahmetli peder bey yarışmalarda ödüller falan almış üst düzeyde bir amatör fotoğrafçıydı. Aklına estikçe evin bir odasını karanlık odaya dönüştürüp fotoğraf basardı.. Ben beş, kardeşim de dört yaşında falandı o zamanlar işte.. Poz saati olarak eski bir metronom kullanırdı babam, ki tik  takları hâlâ kulağımdadır. Böyle bir ortamda yetişip de fotoğrafa ilgi duymamak daha zor zaten.  Babamın çok sayıda fotoğraf makineleri vardı.. Gözden çıkardığı çok eski model körüklü bir makine vermişti bana daha okula başlamadan.. İlk denemeler içine film dahi koymadan sanal çekimler halinde bu 1948 model körüklü Zeiss Ikon'la başlamış oldu..
Image

Image

Devamı...
 
Esra Üner Sergisi Feshane'de!
Yazar Hakan Kürklü   
30 Nisan 2007, Pazartesi
Image
Devamı...
 
Haluk Özden Sergisi
Yazar Hakan Kürklü   
25 Nisan 2007, Çarşamba
Image
 
Argun Okumuşoğlu Sergisi
Yazar Hakan Kürklü   
25 Nisan 2007, Çarşamba
Image
 
Ulusal Mimarlık Sergisi Almanya
Yazar Hakan Kürklü   
23 Nisan 2007, Pazartesi

Image 

Ulusal Mimarlık Sergisi Almanya’nın Bielefld kentinde bu yıl ticaret ve sanayi odası tarafından yapılacak olan buluşma haftası kapsamında “Türkiye’de Modern Mimarlık” başlığı altında "Ulusal Mimarlık Sergisi" Alman kamuoyuna ve mimarlık çevrelerine sunuluyor.

İlki 1995 yılında Dortmund Şehir İdaresi sergi salonunda yapılan etkinliğin 2. si Hagen teknoloji merkezinde gerçekleşmiş olup Bina Kimlikleri Sergisi ile birlikte karma sergi olarak sunulmuştu. Almanya’da yaşayan Mimar Mesut Tanyel’in katkılarıyla üçüncü kez Almanya’ya getirilen sergi 22 Mayıs’ta açılacak.

Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sonuç 31 - 60 Toplam: 105

    

1980'li yıllarda İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenci olanların buluşma noktası.